Tekmanşet Haber - Dünya Gastronomi Kenti
Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
2014 yılından bugüne 41 yeni park, 29 ağaçlandırma sahası yapıldı
29 Ekim Urla’da coşkuyla kutlanacak
Türkiye kışı, onlar yazı yaşıyor

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Dünya Gastronomi Kenti

Dünya Gastronomi Kenti
05.10.2018 / 17:03


Son yıllarda farklı kültürlerle tanışmak, o kültürün mutfağını tanımak amacıyla Güneydoğu Anadolu bölgesi ,  gezi programı yapanların ilk aklına gelen seçeneklerden  olmaya başladı. Bu bölgede; Mardin, Şanlıurfa ve Gaziantep kültürel çeşitliliğiyle ön plana çıkmaktadır. Bunlardan Gaziantep, hem kültürel çeşitlilik hem de mutfak kültürünün derinliğiyle gezginlerin özellikle dikkatini çekmektedir.



Gaziantep, 2017 yılı itibariyle ( Suriyeli Mülteciler hariç) 2.005.515 nüfusu barındırmaktadır. Bölgenin en çok göç alan şehirlerinden olan bu ilimiz, önemli bir sanayii potansiyeline sahiptir. Nitekim, 2017 yılı sonu itibariyle ülkemizin toplam ihracatına 3.300.000 Dolar katkı sağlamıştır. Suriye krizi yaşanmadan önce şehirde işsizlik neredeyse yok denecek boyutta iken, günümüzde sayıları 400.000 olan Suriyeli mültecilerin alternatif ucuz  işgücü teşkil etmeleri nedeniyle işsizlikten yeni yeni söz edilmeye başlamıştır.



Gaziantep’i son yıllarda bölgedeki diğer illerden ayıran temel özellik, tarihi dokusunun yanı sıra Mutfağındaki zenginlik olmuştur. Yaklaşık 500 lezzetli yemek çeşidine sahip olan şehir,  11 Aralık 2015 tarihinde UNESCO Yaratıcı Şehirle Ağı üyeliğine kabul edilerek , “Dünya Gastronomi Kenti” olarak tescillenmiştir. Bu alanda Türkiye’nin Öncü Şehri sıfatını da elde etmiştir.



Bu başarının elde edilmesi tesadüfi değildir. Bayramlarda  ve özel günlerde Gaziantep halkı , günler öncesinden çok emek gerektiren yemekleri  ağırlayacağı misafirlerine hazırlamaya başlar. Bu,  yıllara dayalı olarak derin tarihi  geçmişten gelen yemek pratiğinin daha da gelişmesine neden olduğu gibi , cesur denemelerle yemeklerin daha  çok çeşitlenmesine de yol açmıştır.



Yemeklerden ilk akla gelenler; Yuvalama, Beyran, Patlıcan Kebap, Ali Nazik Kebabı, Çağırtlak kebabı, Keme Kebabı, Firik Pilavı, Baklava, Katmer , Simit Kebabı, Şiveydiz , Sarımsak Aşı, Yenidünya kebabı ve daha nicesi.



Yemeklerden söz etmişken bu konuda başarılı bulduğum işletmeleri de vurgulamak isterim. Çulcuoğlu Kebap, Cumba Künefe, Metanet Beyran,  Katmerci Zekeriya Usta  ve  Koçak Baklava.



Son 30 yıllık dönemde,  yerel belediyeler tarafından şehrin  tarihi dokusunun ortaya çıkarılması için çok önemli çalışmalar yapılmış ve halen devam etmektedir. Bu çalışmalar kapsamında;  çok sayıda eski antep evi  ve tarihi eser yeniden restore edilmiş,    müze vb. alanlar olarak halkın ziyaretine açılmıştır. Oyuncak Müzesi, hamam Müzesi, Mutfak Müzesi, Milli Mücadele Müzesi , Zincirli Bedesten, Hışvahan, Tütün Hanı , Bişirici Kasteli  en başarılı örneklerdendir. Belirtilen bu yerleri görmek ve keşfetmek için  daha çok kale civarında vakit geçirmenizi öneririm.



9 Eylül 2010 tarihinde açılan , 30 bin metrekarelik kullanım alanıyla dünyanın en önemli müzeleri arasında sayılan Zeugma Mozaik Müzesi’ne kesinlikle ayrı bir paragraf açmak gerekir.  Eğer, şehre yolunuz düşer ve bu müzeyi ziyaret etmeden dönerseniz, kimseye Gaziantep’ gittim demeyin.



Şehirde gezerken esnafın müşteriye ilgisi nezaketi mutlaka dikkatinizi çekecektir. Bir çok iş yerinde çay , kahve önerisinin yanı sıra yemek vakitlerinde yemek daveti alırsanız sakın şaşırmayın. Gaziantep esnafının bu tavrı tamamen samimi bir davranış olarak kabul edilmelidir.



Şehri gezerken dikkatimi çeken bazı aksaklıklardan da söz etmek istiyorum.  Şehrin trafiği, özellikle  eski yerleşim bölgeleri daha fazla olmak üzere büyük bir karmaşa içerisinde. Ayrıca , genel olarak gıda işletmelerinde giderilebilir boyutta bir hijyen sorunu dikkat çekiyor. Bu konuda yerel belediyelerin ilgili birimlerine çok iş düştüğü kanaatindeyim.



Şehrin son dönemlerde halkın ziyaretine açılan ve önemli bir kazanım olduğunu düşündüğüm  Milli Mücadele Müzesi’nde vicdanımı rahatsız eden bir durumla karşılaştım. Müze, baştan sonu özverili, yaratıcı ve tarihsel gerçeklere bire bir uyan detaylarla kurgulanmış. İçerisinde çok sayıda mumya ile Antep harbinin önemli anılarının canlandırılması başarıyla gerçekleştirilmiş.  Müze alanı da yine tarih kokan bir yapı olunca orada yoğun duygular yaşadığımı belirtmeliyim.



Antep harbi, 1 Nisan 1919 tarihinde başlayan ve 11 ay süren büyük direnişte şehrin kurtuluşu için aylarca  yiyecek ekmek dahi bulamayan ve canını hiç çekinmeden feda eden  6317  şehidimizin unutulmaz destanıdır. Nitekim, 8 Şubat 1921 tarihinde TBMM’de oy birliği ile şehre Gazilik ünvanı verilmiştir.



Müzeyi gezerken daha çok minnet, şükran, mahcubiyet, üzüntü duygularıyla dopdoluyken ,  müzenin son bölümünde ; bu tarihi kurguya hiç uymayan 15 Temmuz konulu bir bölümün eklenmiş olması beni birden bire ters yüz etti. Bu eklemenin, emperyalizme karşı bütün dünyanın hayranlığını kazanan Antep halkının kahramanlığı ve  fedakarlığına karşı sergilenmiş bir saygısızlık  olduğunu düşünüyorum.   



Gaziantep’e bir ziyaret planınız varsa lütfen şehrin kurtuluş öyküsünü  gözden geçirip,   Milli Mücadele Müzesini    ziyaret ediniz.  Böylece,  15 Temmuz standından neden rahatsız olduğumu daha iyi anlarsınız.

Etiketler: antep öykü tekmanset
Bu 84
Yazarın Diğer Yazıları


YAZARLAR